Ana içeriğe atla

müstakbel teyze adayı


eneeeee allam yarebbim "hala"ydım, şimdi de "teyze" oluyorum...
en yakın dostlarımdan, onunla da 20 yıla yaklaştı dostluğumuz... birbirine çok uzak yerlerde yaşamamıza rağmen, bunca yıldır hiç mesafe girmedi aramıza... şimdi haber verdi, resmen ayaklarım yerden kesildi, kanatlandım mutluluktan, heyecandan!
öyle böyle değil, çok mutluyum, ağzım kulaklarımda! içimden uçağa atlayıp hemen onun yanına gitmek geçiyor... bir de dans etmek tabii ki, en neşeli melodilerle :))
hoş geliyorsun bebiş, çok hoş geliyorsun :))))

Yorumlar

absalom dedi ki…
:))
carmen teyze mi dicek şimdi ufaklık sana...

:)

candan konusuna candan katılıyorum sana iris.
hani nasıl desem.
demiyim bişi ya susuyım ben bu sefer şarkıyı dinliyim.

:)
iris dedi ki…
:)) carmen'ini bilmem de teyze diyecek o kesin :))
piki efem, bişi demeden dinleyiniz o zaman şarkıyı, yorumu sonra alırım :))
mythemis dedi ki…
ya bazılarına duyurulur calış bende teyze olmak istiyorum tembel öğretmen :-(
iris dedi ki…
canım benim olacak ama azcık daha zamanı var ki :)) sen de teyze olucan, ben de olucam, birlikte büyüyecekler bizim gibi :)))
myhoş dedi ki…
bir bebek,
yeni bir hayat,
yeni umutlar,
taptaze bir soluk,
hayata dair güzellikler düşlemek
denektir herzaman.
Hoşgelsin bebek,uzun ömürlü ve sağlıklı olsun.
iris dedi ki…
çok teşekkür ederim myhoş... gerçekten de umut aşıladı bize daha şimdiden, sadece haberiyle... hoşgelsin tüm bebişler :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

ara

ilişkilerle ilgili en gıcık olduğum kavramlardan birisi "ara verme"dir. hiç anlamam... bilgisayar mıyız lan biz, kapayıp açtığımızda eski, normal işleyişimize geri dönelim? mesele özlemekse, bunu dillendirmeden bahaneler uydur, görüşme, özle... mesele sorunlarsa konuş, anlat, dinle, çözmeye çalış... bir süre görüşmediğinde sorunlar ortadan kalkacak mı? ama mesele bu değil elbette. ara vermek ayrılığın önsözünü yazmaktır. kolaylaştırmaktır bir nevi... ilişkiye ara verilir, zaman geçer, bu sürede onsuz da yaşanılabildiği keşfedilir, ufak sorunlar göze batmaya başlar; zaman geçer, kişiler geçen zamanda kendilerini ayrılığa alıştırır... sonra birleşilir yeniden, ama kaçınılmaz son kapının eşiğinde beklemektedir... küçük bir kıvılcıma bakar her şey, önsözden sonra, roman da biter...

aynılarından istiyorum :)

bunların ikisini de istiyorum! çok tatlılar, çok! kedinin o kızgın bakışları, kızın o muzur ifadesi... lütfen, bana da... süphaneke dinimiz amin!

şimdi, biliyorum

"bu sabah yağmur var istanbul'da", ben pencerenin ardına saklanmış sokağı izlemekte ve içimdeki tekir kırgın kırgın bakmakta yüzüme... bugün anılardan başka hiçbir şeyim yok... elimdeki "aşk" dolu kupadan yudumlayarak yağmuru izliyorum... ve bekliyorum sanki, hiç gel(e)meyecek birini... oysa gelse şimdi, aniden çalınsa kapı, kapıyı açtığımda karşımda o olsa... bir an bakışsak, sonra hiç vakit kaybetmeden sarılsak... ayrılmasak... "geçmiş"in ve "gelecek"in olmadığı sonsuz bir "şimdi" içinde... bugün yağmur var istanbul'da... rüzgâr, o hiç gel(e)meyecek olandan şarkılar fısıldarken, ben cumbada eski bir istanbul hanımefendisi suretinde beklemekte... ve dışarıda hüzün var bugün, bu gece, bitmemecesine... o burada... gelse de, gelmese de... yüreğimdeki tekir kıpırdanıyor, tatlı mırıltılar içimde... biliyorum benimle ve o bilmese de; tar/lihim ellerinde...