Ana içeriğe atla

gerginlik

çok gerginim...
aslında çoktan uyumuş olmam gerekliydi ama aksi gibi uykum yok...
evet, bir bilinmeze adım attım ve yarın onun ilk günü...
içimde kurtçuklar dans ediyor sanki, el ele ve hep beraberce...
midem bulanıyor...
içimde bir fil kulaklarını sallayıp, tepiniyor hatta...
öyle gerginim ki,
ağlamak istiyorum sabaha kadar...

Yorumlar

Griffith dedi ki…
ne var ki yarın?
absalom dedi ki…
şahane şarkı erol abiye hürmetler...
en tepedeki resim şahane söze gerek bırakmıyo ruh hali olaraktan...

ağlayınız efenim.
ağlamak kötü bişi değildir.
iris dedi ki…
sevgili griffith,
aslında bugün demem lazımdı, gece 01:30 civarı yazdığım için... çalıştığım kurumdan istifa edip, yeni bir yerde çalışmaya başladım, bugün ilk iş günümdü... ama her şey tam anlamıyla bir bilinmezden ibaretti oraya gidene kadar... ki hem belirsizlik, hem de kurum gerilmeme aşırı yüklenmeye sebep oldu...

sevgili absalom,
bence de erol abiye hürmetler, dün yüzümü güldüren nadir şeylerden biriydi kendisi :) ben de çok seviyorum o resmi, öyle günlerce uyuyabilirim :)
ve ağlamak gayet rutin bir eylem gibi...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarık Akan'a Veda

bazı insanlar vardır, samimiyetine, doğruluğuna inanmanız için tanımanıza gerek yoktur. sadece bilirsiniz.  tarık akan da o insanlardandı işte. size selam vermesi için sizi tanımasına gerek yoktu, göz göze gelmeniz yeterliydi. "ün"ü hazmedememiş kimileri gibi yapmacık, gurursuz ve büyük burunlu değildi. "halk"tı o... insandı...  kendisiyle tanışma imkanım olmasına rağmen neden bilmem tanışmadım. bakırköy'de olduğu gibi, yıllarca bodrum'da da karşılaştık, bazı günler ailesiyle şahbaz motel'e  gelirdi denize girmeye... çocuk halimle hayrandım, yetişkin oldum hayranlığım hiç a zalmadı. siyasi tavrını, dik duruşunu gördükten sonra hayranlığım daha da anlam kazandı.  hiç unutmam, gökyüzünün delindiği bir kasım günü bakırköy'de karşılaştık onunla. 2-3 metre aralıkla taksi bekliyorduk ve o benden önde duruyordu. o şemsiyesiz, ben şemsiyeli olduğum halde durdurduğu taksiyi bana gönderip kendisi o yağmurda beklemeyi seçti. öyle de nazik bir insandı.  kaz...

"Yalnızlıklar"dan

yalnızlık postacıların taşıdığı yüktür çoğu kez, birikir kalem uçlarında, kâğıtlarda, zarflarda. bakışlarda birikir, susuşlarda, bekleyişlerde, kapılarda ve birikim yüktür her zaman, yalnızlık bir yükün ağırlığıdır. yorgunluğumuzu o nesnenin kucağından o nesnenin kucağına gezdirirken, yürür ya da koşarken, coşarken ya da deli dolu yaşarken ansızın ölümü istemektir yalnızlık; kendimizin kendimize sağırlığıdır. (Hasan Ali Toptaş)

Körlük - Alıntılar

"Yapacağımız her hareketten önce ciddi olarak düşünmeye başlasak, vereceği sonuçlan önceden kestirmeye çalışsak, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da ortaya çıkması düşünülebilecek sonuçları düşünmeye kalksak, aklımıza bir şey geldiğinde, bulunduğumuz yere çakılır, hangi yöne olursa olsun bir adım bile atamazdık. Sözlerimizin, hareketlerimizin iyi ve kötü sonuçları, kuşkusuz, ilerde yaşayacağımız günlere, hatta bizim bu sonuçları doğrulamak, kendimizi kutlamak ya da başkalarından özür dilemek için artık bu dünyada bulunmayacağımız günlere göreceli olarak düzgün ve dengeli biçimde dağılır, zaten kimi insanlar da bu durumun ölümsüzlük denen ve çok sözü edilen şeyin ta kendisi olduğunu ileri sürer," "Hepimizin üzerimizde ikinci bir ten gibi taşıdığımız, adına bencillik denen şeyden yoksun kişi henüz anasından doğmadı, o ikinci ten öylesine kalındır ki, birinci tenimiz bir evet ya da hayır yüzünden hemen kanarken ona hiçbir...