
sınırsız hayalgücü, dilediğince soru sorabilme ve cevap alabilmek için ısrar etme hakkı, diz kapaklarımızdaki ve çeşitli yerlerimizdeki kabuklanmış, kabuklanmamış yaralar, içten gülümseyişler, samimiyet ve şaşırabilmek...
büyüdükçe ıssızlaşıyor ve çoraklaşıyoruz sanki... kendimizi adadığımız kariyerlerimiz, yaşam kavgamız sonucu hayalgücümüzün, düşlerimizin bereketi kaçıyor sanki... oysa ne güzeldi kimseyi umursamaksızın anlamsız dahi olsa sorular sorabilmek... ne güzeldi bir bulutun, bir uçurtmanın ardına takılıp amaçsızca koşabilmek, ağlamanın da gülmenin de hakkını verebilmek... ne güzeldi ota boka şaşırabilmek...
zaman biz büyüdükçe hesap soruyor sanki; yükünü bindirip omuzlarımıza...
özlediğimiz, andığımız günlerimiz… özgürlüğü yara kabuklarına yüklediğimiz günlerimiz…
Yorumlar
büyüyememiş bir yanım ...
bir yanımız hep çocuk kalsın ama ;))