Ana içeriğe atla

ayyhhh!

ayyhhh!
içim kurudu be kaç gündür yazılı sorusu hazırlamaktan!
sonra bir de bunları okuması var!
ama neyse, o kısım eğlenceli oluyor, öğrenci milletinden nice bombalar çıkıyor :D

Yorumlar

Fısıltı dedi ki…
lütfen buyur bir fincan salep :))
sıcacık karşılıklı ha ne dersin :)
ohhhhhhhhhhhhh içim ısındı walla :P
absalom dedi ki…
ah be iris nerdeyse seni her okuduğumda ortaokul-lise yıllarım geliveriyo gözlerimin önüne.

ki pek aklıma gelmes genelde.

kimbilir öretmenlerim ne yapıyolardır şimdi?
bi gülbeşeker vardı mesela...
ah ahhh

sahi senin lakabın ne öğrenciler arasında?
bitti mi yoksa o gelenek?

nolamaz.
bitemez.

:)
iris dedi ki…
suskun güvercin
valla ne güzel olurdu, hiç hayır demezdim :))
(hatta ellerine sağlık, içmiş say beni :P)

absalom
sana okul yıllarını hatırlatmam iyi mi, kötü mü bilemedim :))
gülbeşeker hee hımmm :)) vardır elbet bir lakabım ama haberim yok açıkçası, ama kulağıma çalınırsa söylerim sana :))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarık Akan'a Veda

bazı insanlar vardır, samimiyetine, doğruluğuna inanmanız için tanımanıza gerek yoktur. sadece bilirsiniz.  tarık akan da o insanlardandı işte. size selam vermesi için sizi tanımasına gerek yoktu, göz göze gelmeniz yeterliydi. "ün"ü hazmedememiş kimileri gibi yapmacık, gurursuz ve büyük burunlu değildi. "halk"tı o... insandı...  kendisiyle tanışma imkanım olmasına rağmen neden bilmem tanışmadım. bakırköy'de olduğu gibi, yıllarca bodrum'da da karşılaştık, bazı günler ailesiyle şahbaz motel'e  gelirdi denize girmeye... çocuk halimle hayrandım, yetişkin oldum hayranlığım hiç a zalmadı. siyasi tavrını, dik duruşunu gördükten sonra hayranlığım daha da anlam kazandı.  hiç unutmam, gökyüzünün delindiği bir kasım günü bakırköy'de karşılaştık onunla. 2-3 metre aralıkla taksi bekliyorduk ve o benden önde duruyordu. o şemsiyesiz, ben şemsiyeli olduğum halde durdurduğu taksiyi bana gönderip kendisi o yağmurda beklemeyi seçti. öyle de nazik bir insandı.  kaz...

"Yalnızlıklar"dan

yalnızlık postacıların taşıdığı yüktür çoğu kez, birikir kalem uçlarında, kâğıtlarda, zarflarda. bakışlarda birikir, susuşlarda, bekleyişlerde, kapılarda ve birikim yüktür her zaman, yalnızlık bir yükün ağırlığıdır. yorgunluğumuzu o nesnenin kucağından o nesnenin kucağına gezdirirken, yürür ya da koşarken, coşarken ya da deli dolu yaşarken ansızın ölümü istemektir yalnızlık; kendimizin kendimize sağırlığıdır. (Hasan Ali Toptaş)