Ana içeriğe atla

liman

güçlü fırtınalarda direkleri kırılmış
gemiler bize sığınır - bulduk sanırız.

görmezler. varsa yoksa uzaklar
onarırız. giderler, kalırız.

sonra gecelerde. bu son olsun, son
gönderme - engine yalvarırız.

sonra büyür daha da
korkunç yalnızlığımız

behçet necatigil

çoğu zaman aynen şiirdeki gibi yaşanır aşklarımızda... sonrası sadece boşluk olur... koca denizde tek başımıza kalırız. birlikte fırtınalar atlatmışızdır ama -bazen- yalnız kalınca ufak dalgalar yeter boğulmamıza...

Yorumlar

clementine dedi ki…
görmezler. varsa yoksa uzaklar
onarırız. giderler, kalırız.
çokmugüzelne?

Bu blogdaki popüler yayınlar

ara

ilişkilerle ilgili en gıcık olduğum kavramlardan birisi "ara verme"dir. hiç anlamam... bilgisayar mıyız lan biz, kapayıp açtığımızda eski, normal işleyişimize geri dönelim? mesele özlemekse, bunu dillendirmeden bahaneler uydur, görüşme, özle... mesele sorunlarsa konuş, anlat, dinle, çözmeye çalış... bir süre görüşmediğinde sorunlar ortadan kalkacak mı? ama mesele bu değil elbette. ara vermek ayrılığın önsözünü yazmaktır. kolaylaştırmaktır bir nevi... ilişkiye ara verilir, zaman geçer, bu sürede onsuz da yaşanılabildiği keşfedilir, ufak sorunlar göze batmaya başlar; zaman geçer, kişiler geçen zamanda kendilerini ayrılığa alıştırır... sonra birleşilir yeniden, ama kaçınılmaz son kapının eşiğinde beklemektedir... küçük bir kıvılcıma bakar her şey, önsözden sonra, roman da biter...

27'den 28'e

zaman ne çabuk geçiyor, galiba büyüdükçe daha da çabuk... 27 bitti... sanki her şeyi dün yaptım; dün doğdum, bugün büyüdüm, okuduğum tüm okullardan dün mezun oldum, sanki dün defalarca aşık oldum, defalarca ayrıldım, sanki her şeyi çok hızlı yaşadım, 27 seneyi 2 güne sığdırdım. bugün 28'im... kocaman oldum artık... ama biliyorum, güzel günler beni beklemekte :)