Ana içeriğe atla

(s)ağır çocukluğun iç monoloğu


bilinmez nasıl anlatılmalı yürek sancısı… hayale düşkün uyku ile uyanıklık arası iç monolog hali… kendimi koyduğum duvar üstlerinden bakınmak ahmakça… bilmem ki nasıl anlatsam… nasıl anlatılır kaderinden memnuniyetsizliğin sureti? biliyorum; anlatılmaz…

sus şimdi… anlatılmayacakları; hiçbir dem dillendirilmeyecek olanları oku gözümden. gör dilimin acizliğini, kelimelerin fakirliğini… yeter sandığımız cümle(cik)lerin kendilerine bile yetemediğini… gör ve sus işte… nasıl da dökülüyor yüzüm an be an… bak; göz yaşlarımla akıp gidiyor yüzüm… bak; ben gidiyorum…

fark etmemiştim; yok olmaya gelmişiz dünyaya… fark etmemişim eskidiğimi her gün; eskidiğimi, eşyalar gibi… tozlanarak, (k)üflenerek yaşlandığımı…

(d)uydum, uzaklardan bir kadın sesiydi… üşürken aydınlık görünen karanlıklarda (d)uyduğum oydu… (t)uzaktı… artık karmak lazımdı eski bir aşkı, bir avaz çıkımı kadar çabuk. sarmak lazımdı artık düşleri ırak sevgililerle…

(s)ağır çocukluğun hayal(et). (b)ağır (b)ağır… (d)uyarlar belki… (d)ilsizliğini soyarlar…

Yorumlar

absalom dedi ki…
bi ara arkadaşlrla baya bi tartışmıştık carmen.

kendinle dialog
monolog mudur?
diye.

ne dersiniz öretmenim?
iris dedi ki…
hıı hııı efem :))

gerçi ben eşyalarla, börtü böcekle konuşmaktan pek kendimle diyaloğa giremiyorum :))

deliyim ben efeettt :)) ki delilik en güzel bi şey :))
absalom dedi ki…
hahahaaaa
ne diyeyim pek hoşsunuz :)))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarık Akan'a Veda

bazı insanlar vardır, samimiyetine, doğruluğuna inanmanız için tanımanıza gerek yoktur. sadece bilirsiniz.  tarık akan da o insanlardandı işte. size selam vermesi için sizi tanımasına gerek yoktu, göz göze gelmeniz yeterliydi. "ün"ü hazmedememiş kimileri gibi yapmacık, gurursuz ve büyük burunlu değildi. "halk"tı o... insandı...  kendisiyle tanışma imkanım olmasına rağmen neden bilmem tanışmadım. bakırköy'de olduğu gibi, yıllarca bodrum'da da karşılaştık, bazı günler ailesiyle şahbaz motel'e  gelirdi denize girmeye... çocuk halimle hayrandım, yetişkin oldum hayranlığım hiç a zalmadı. siyasi tavrını, dik duruşunu gördükten sonra hayranlığım daha da anlam kazandı.  hiç unutmam, gökyüzünün delindiği bir kasım günü bakırköy'de karşılaştık onunla. 2-3 metre aralıkla taksi bekliyorduk ve o benden önde duruyordu. o şemsiyesiz, ben şemsiyeli olduğum halde durdurduğu taksiyi bana gönderip kendisi o yağmurda beklemeyi seçti. öyle de nazik bir insandı.  kaz...

"Yalnızlıklar"dan

yalnızlık postacıların taşıdığı yüktür çoğu kez, birikir kalem uçlarında, kâğıtlarda, zarflarda. bakışlarda birikir, susuşlarda, bekleyişlerde, kapılarda ve birikim yüktür her zaman, yalnızlık bir yükün ağırlığıdır. yorgunluğumuzu o nesnenin kucağından o nesnenin kucağına gezdirirken, yürür ya da koşarken, coşarken ya da deli dolu yaşarken ansızın ölümü istemektir yalnızlık; kendimizin kendimize sağırlığıdır. (Hasan Ali Toptaş)

Körlük - Alıntılar

"Yapacağımız her hareketten önce ciddi olarak düşünmeye başlasak, vereceği sonuçlan önceden kestirmeye çalışsak, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da ortaya çıkması düşünülebilecek sonuçları düşünmeye kalksak, aklımıza bir şey geldiğinde, bulunduğumuz yere çakılır, hangi yöne olursa olsun bir adım bile atamazdık. Sözlerimizin, hareketlerimizin iyi ve kötü sonuçları, kuşkusuz, ilerde yaşayacağımız günlere, hatta bizim bu sonuçları doğrulamak, kendimizi kutlamak ya da başkalarından özür dilemek için artık bu dünyada bulunmayacağımız günlere göreceli olarak düzgün ve dengeli biçimde dağılır, zaten kimi insanlar da bu durumun ölümsüzlük denen ve çok sözü edilen şeyin ta kendisi olduğunu ileri sürer," "Hepimizin üzerimizde ikinci bir ten gibi taşıdığımız, adına bencillik denen şeyden yoksun kişi henüz anasından doğmadı, o ikinci ten öylesine kalındır ki, birinci tenimiz bir evet ya da hayır yüzünden hemen kanarken ona hiçbir...