
zaman, ölü bir kuş şimdi avucumda yatan... ben kırılgan... sözcükler, var olamadan kaybolan...
dilsiz bir çocuk gibiyim, yükledim an(ı)ları gözlerime, olanca sessizliğimle anlatmaya çalışıyorum işte... hani bazı şeyler vardır, mühürlenir içinde... sanki hiçbir alfabe yeterli olmayacaktır kelime haline getirmeye... sanki dilin, dişlerin, dudakların, nefesin ölümüne savaşmaktadır içinden taşmak isteyen sesinle... bir yarışsa bu, onlar kazanır. sen, susarsın, dilsiz bir çocuk gibi... ölü bir kuş gibi yatarsın, bazen de acırsın kendine...
kar toplamış geçmişini, güneşle k/sarmak istersin, ellerinde iki ince şiş... bir düz, bir ters, bir düz, bir ters giderken -ve henüz yeni başlamışken- bir el dokunur (g)örmeye çalıştığın geleceğine... kaderdir, tekdüze alışkanlığıyla yine karşına dikilmiştir... olan olur... bir ters, bir ters, bir ters daha, düzler unutulur... umutlar yine gizliden gizliye koynuna doldurulur...
Yorumlar
sen hep yaz, biz okuyalım.
arada bir esiyor öyle, beğenmenize sevindim efenim :)
(bu arada teşekkür ederim cancağızım, her şey için;) )