

sunay akın gerçekten de uğraşmış, ama emeklerine değmiş doğrusu. ortaya masal diyarı gibi bir yer çıkmış...


istanbul oyuncak müzesi, sunay akın'ın ailesinden kalmış olan köşke kurulmuş olmakla beraber, köşkün hemen önünde ve karşısındaki iki zürafa heykeli karşılıyor sizi... köşkün kapısına geldiğinizde de sylvester ve keloğlan sizi selamlarken, nasrettin hoca eşeğine yine ters binmiş, size gülümsüyor. oyuncak müzesi 6 kat, 10 oda ve 80 vitrinden oluşuyor...

1. katta, giriş, eyüp oyuncakçısı, itfaiye odası, vahşi batı odası; 2. katta, tren odası, hastane ve polis odası, sirk odası, harita odası; 3. katta, asker odası, uzay odası, şövalye odası, bahçe oyuncakları odası; 4. katta çatı katı, zemin kat; mutfak oyuncakları (ayrıca çok şirin bir kafe); bodrum katında, denizaltı, sinema-konferans salonu (ve tuvaletler) var. ayrıca bahçede de masaları vardı ve arka kapının girişinde pamuk prenses ve yedi cüceler asılıydı... unutmadan; bi de çikolata ev var :))

müzeye gittiğimizde kendimizi kaybettik desem yalan olmaz... içimizdeki şu iflah olmaz çocuklar utanmasalar, salya sümük ağlayarak "hepsindeeen istiyoruuuum!" diye bağıracak ve muhtemelen çok gürültü yaptıkları için, birilerinden dayak yiyeceklerdi.

heee bir de belgesel çekiyorlardı, belgesele malzeme oldum... ahaha duyan da bir şey zannedecek :) uzay odasına girip şöyleee uzay boşluğunda yürüdüm sadece :))


oldukça keyifli ve neşeli bir gündü... defalarca "iyi ki gelmişiz." dedik...

efenim henüz gitmediyseniz gidiniz, geziniz... çocukluğunuzu, oyuncaklarınızı yad ediniz... yalnız rica ediciiim sylvester'ıma asılmayınız... o benim :P


Yorumlar
sevgilerimle...
biz bu ara pek sık besliyoruz ama hadi hayırlısı :))
belki de en çok görmek istediğim yerlerden biri carmen bu aralar.
bi kısmet olmadı yafu.
kıskanmadım ama bu sefer.
temem azıcık :))
minnacık.
mutlusun.
mutluyum.
mutlu.
ufacık minnacık kıskanma kıskançlıktan sayılmaz vronskyciim ;)
hıı hııı :)
mutluyuzz efem...
çocuk ruhumuzu hiçbir zaman kaybetmememiz dileğiyle efenim...