
bilinmez nasıl anlatılmalı yürek sancısı… hayale düşkün uyku ile uyanıklık arası iç monolog hali… kendimi koyduğum duvar üstlerinden bakınmak ahmakça… bilmem ki nasıl anlatsam… nasıl anlatılır kaderinden memnuniyetsizliğin sureti? biliyorum; anlatılmaz…
sus şimdi… anlatılmayacakları; hiçbir dem dillendirilmeyecek olanları oku gözümden. gör dilimin acizliğini, kelimelerin fakirliğini… yeter sandığımız cümle(cik)lerin kendilerine bile yetemediğini… gör ve sus işte… nasıl da dökülüyor yüzüm an be an… bak; göz yaşlarımla akıp gidiyor yüzüm… bak; ben gidiyorum…
fark etmemiştim; yok olmaya gelmişiz dünyaya… fark etmemişim eskidiğimi her gün; eskidiğimi, eşyalar gibi… tozlanarak, (k)üflenerek yaşlandığımı…
(d)uydum, uzaklardan bir kadın sesiydi… üşürken aydınlık görünen karanlıklarda (d)uyduğum oydu… (t)uzaktı… artık karmak lazımdı eski bir aşkı, bir avaz çıkımı kadar çabuk. sarmak lazımdı artık düşleri ırak sevgililerle…
(s)ağır çocukluğun hayal(et). (b)ağır (b)ağır… (d)uyarlar belki… (d)ilsizliğini soyarlar…
Yorumlar
kendinle dialog
monolog mudur?
diye.
ne dersiniz öretmenim?
gerçi ben eşyalarla, börtü böcekle konuşmaktan pek kendimle diyaloğa giremiyorum :))
deliyim ben efeettt :)) ki delilik en güzel bi şey :))
ne diyeyim pek hoşsunuz :)))