Ana içeriğe atla

nam-ı diğer kırım kongo

dün akşam "kod adı kongo" adlı tiyatro oyununa gittik... beğendik mi? beğenmedik... birincisi gereksiz uzun... bazı fikirler güzel olsa da içi doldurulmamış... bayağı bir güldü insanlar ama zaten en ufak bir küfürde gülme eğiliminde oldukları için, pek ciddiye almadık açıkçası...

ve oyunun adını değiştirdik... bundan böyle kırım kongo adı... kanımızı emdi... ve hastalığın belirtileri şöyle ortaya çıkıyor; esneme nöbetleri, uyku hali, sıcak basması, iç sıkıntısı, bileti alan arkadaşta utangaçlık hali, kaçma isteği...

yaa işte böyle... gitmeyi düşünen arkadaşlara duyurulur...

Yorumlar

damdakiadam dedi ki…
Teşekkürler..İsim güzel olmuş ama.Sevimli hafta sonları dilerim.
absalom dedi ki…
göz değmiştir göz.
ehiehi.
iris dedi ki…
vronskyciiim :))
kim göz değdirdi ki acuubaa :P
iris dedi ki…
sevgili damdakiadam, ben teşekkür ederim :) ismi de beğenmenize sevindim :)
ben de size sevimli ve şahane hafta sonları diliyorum efem :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarık Akan'a Veda

bazı insanlar vardır, samimiyetine, doğruluğuna inanmanız için tanımanıza gerek yoktur. sadece bilirsiniz.  tarık akan da o insanlardandı işte. size selam vermesi için sizi tanımasına gerek yoktu, göz göze gelmeniz yeterliydi. "ün"ü hazmedememiş kimileri gibi yapmacık, gurursuz ve büyük burunlu değildi. "halk"tı o... insandı...  kendisiyle tanışma imkanım olmasına rağmen neden bilmem tanışmadım. bakırköy'de olduğu gibi, yıllarca bodrum'da da karşılaştık, bazı günler ailesiyle şahbaz motel'e  gelirdi denize girmeye... çocuk halimle hayrandım, yetişkin oldum hayranlığım hiç a zalmadı. siyasi tavrını, dik duruşunu gördükten sonra hayranlığım daha da anlam kazandı.  hiç unutmam, gökyüzünün delindiği bir kasım günü bakırköy'de karşılaştık onunla. 2-3 metre aralıkla taksi bekliyorduk ve o benden önde duruyordu. o şemsiyesiz, ben şemsiyeli olduğum halde durdurduğu taksiyi bana gönderip kendisi o yağmurda beklemeyi seçti. öyle de nazik bir insandı.  kaz...

"Yalnızlıklar"dan

yalnızlık postacıların taşıdığı yüktür çoğu kez, birikir kalem uçlarında, kâğıtlarda, zarflarda. bakışlarda birikir, susuşlarda, bekleyişlerde, kapılarda ve birikim yüktür her zaman, yalnızlık bir yükün ağırlığıdır. yorgunluğumuzu o nesnenin kucağından o nesnenin kucağına gezdirirken, yürür ya da koşarken, coşarken ya da deli dolu yaşarken ansızın ölümü istemektir yalnızlık; kendimizin kendimize sağırlığıdır. (Hasan Ali Toptaş)