Ana içeriğe atla

savunma dediğin böyle olur :P

Yorumlar

Monera dedi ki…
bunun bir de ilkokul çocuklu versiyonu var, yağmurda elindeki notu okuyor çocuk :]]
Monera dedi ki…
akşam akşam...

http://www.facebook.com/photo.php?pid=4924832&id=278032945189

http://www.facebook.com/photo.php?pid=5095797&id=278032945189

http://www.facebook.com/photo.php?pid=5032622&id=278032945189

görmüşsündür belki ama olsun :]]
iris dedi ki…
şu öğretmenine aşık olan di mi :))
Monera dedi ki…
ehehe evet aynen o karikatür :]]
iris dedi ki…
garibim o yaa :))
gerçi aynı hainliği ben de yapabilirdim :))
iris dedi ki…
geçen bakmıştım o karikatürlere, hatta dedim ki bu yeni kitabı almak lazım :))

şu "çok sevimli,arkadaşına gönder" olayına var ya bittim :))
Monera dedi ki…
hehehehe, zaten bir selçuk erdem, iki yiğit özgür. :]
iris dedi ki…
hele insanın canı sıkkınken ilaç gibi geliyorlar :))
yiğitin de delilerine ve öğrencilerine hastayım :D baya da sık kullanıyorum :)

http://calypsoiris.blogspot.com/2009/11/allam-yarebbim.html

http://calypsoiris.blogspot.com/2009/11/akl-selimler-icin-kisisel-gelisim-p.html
Monera dedi ki…
Ahahahaha, evet görmüştüm bunu :]
"oturdum sıfır"
"tivi tivi"
Monera dedi ki…
:] Eveet ii geceler iris, burayı biraz msn gibi kullandık ama... :]
iris dedi ki…
:) iyi geceler...
arada olur öyle şeyler :))

Bu blogdaki popüler yayınlar

ara

ilişkilerle ilgili en gıcık olduğum kavramlardan birisi "ara verme"dir. hiç anlamam... bilgisayar mıyız lan biz, kapayıp açtığımızda eski, normal işleyişimize geri dönelim? mesele özlemekse, bunu dillendirmeden bahaneler uydur, görüşme, özle... mesele sorunlarsa konuş, anlat, dinle, çözmeye çalış... bir süre görüşmediğinde sorunlar ortadan kalkacak mı? ama mesele bu değil elbette. ara vermek ayrılığın önsözünü yazmaktır. kolaylaştırmaktır bir nevi... ilişkiye ara verilir, zaman geçer, bu sürede onsuz da yaşanılabildiği keşfedilir, ufak sorunlar göze batmaya başlar; zaman geçer, kişiler geçen zamanda kendilerini ayrılığa alıştırır... sonra birleşilir yeniden, ama kaçınılmaz son kapının eşiğinde beklemektedir... küçük bir kıvılcıma bakar her şey, önsözden sonra, roman da biter...

aynılarından istiyorum :)

bunların ikisini de istiyorum! çok tatlılar, çok! kedinin o kızgın bakışları, kızın o muzur ifadesi... lütfen, bana da... süphaneke dinimiz amin!

şimdi, biliyorum

"bu sabah yağmur var istanbul'da", ben pencerenin ardına saklanmış sokağı izlemekte ve içimdeki tekir kırgın kırgın bakmakta yüzüme... bugün anılardan başka hiçbir şeyim yok... elimdeki "aşk" dolu kupadan yudumlayarak yağmuru izliyorum... ve bekliyorum sanki, hiç gel(e)meyecek birini... oysa gelse şimdi, aniden çalınsa kapı, kapıyı açtığımda karşımda o olsa... bir an bakışsak, sonra hiç vakit kaybetmeden sarılsak... ayrılmasak... "geçmiş"in ve "gelecek"in olmadığı sonsuz bir "şimdi" içinde... bugün yağmur var istanbul'da... rüzgâr, o hiç gel(e)meyecek olandan şarkılar fısıldarken, ben cumbada eski bir istanbul hanımefendisi suretinde beklemekte... ve dışarıda hüzün var bugün, bu gece, bitmemecesine... o burada... gelse de, gelmese de... yüreğimdeki tekir kıpırdanıyor, tatlı mırıltılar içimde... biliyorum benimle ve o bilmese de; tar/lihim ellerinde...