Ana içeriğe atla

biri beni durdursun!


biri beni durdursun... valla bak...

sabah kesin kararımı verdim, hesapta dikkat edeceğim yediğime içtiğime...
hazır bu ayarsız enerji de bana yapışmışken, dedim spora başlayayım... başladım da... bütün gün gayet güzel beslendim... amaa n'oldu? sorarım size n'oldu?

mutfakta duran çikolata paketi, salonda oturan beni gıdıklamaya başladı... ama ne gıdıklama... "yapma" dedim, "etme" dedim, dinletemedim... olmaz ki efenim, yapılır mı bana bu terbiyesizlik?! ben de kızdım, gidip hunharca saldırdım çikolata paketine...

geriye kocamaan bir vicdan azabı kaldı...

Yorumlar

absalom dedi ki…
hahhaaa
künaydınnnnnn :))

çukulata yerken yüzün böle mi oluyo carmen :)))
valla böyleyse yemende bi sakınca yok kanımca pek şeker görünüyo ufaklık ehi.

anlamsız gülümsemek iyidir.
enerji iyidir.

şahane bi çarşamba olsun o zamanda.
iris dedi ki…
künaydınn ki absalomcuum :))

ıhh ıhh böyle olmuyo, iştee o yüzden yemek istemiyorum :P

hıı hııım enerjii iyidir
size dee ayarsız enerjilerr vee şahaaanee günler dilerim ki ;))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarık Akan'a Veda

bazı insanlar vardır, samimiyetine, doğruluğuna inanmanız için tanımanıza gerek yoktur. sadece bilirsiniz.  tarık akan da o insanlardandı işte. size selam vermesi için sizi tanımasına gerek yoktu, göz göze gelmeniz yeterliydi. "ün"ü hazmedememiş kimileri gibi yapmacık, gurursuz ve büyük burunlu değildi. "halk"tı o... insandı...  kendisiyle tanışma imkanım olmasına rağmen neden bilmem tanışmadım. bakırköy'de olduğu gibi, yıllarca bodrum'da da karşılaştık, bazı günler ailesiyle şahbaz motel'e  gelirdi denize girmeye... çocuk halimle hayrandım, yetişkin oldum hayranlığım hiç a zalmadı. siyasi tavrını, dik duruşunu gördükten sonra hayranlığım daha da anlam kazandı.  hiç unutmam, gökyüzünün delindiği bir kasım günü bakırköy'de karşılaştık onunla. 2-3 metre aralıkla taksi bekliyorduk ve o benden önde duruyordu. o şemsiyesiz, ben şemsiyeli olduğum halde durdurduğu taksiyi bana gönderip kendisi o yağmurda beklemeyi seçti. öyle de nazik bir insandı.  kaz...

ara

ilişkilerle ilgili en gıcık olduğum kavramlardan birisi "ara verme"dir. hiç anlamam... bilgisayar mıyız lan biz, kapayıp açtığımızda eski, normal işleyişimize geri dönelim? mesele özlemekse, bunu dillendirmeden bahaneler uydur, görüşme, özle... mesele sorunlarsa konuş, anlat, dinle, çözmeye çalış... bir süre görüşmediğinde sorunlar ortadan kalkacak mı? ama mesele bu değil elbette. ara vermek ayrılığın önsözünü yazmaktır. kolaylaştırmaktır bir nevi... ilişkiye ara verilir, zaman geçer, bu sürede onsuz da yaşanılabildiği keşfedilir, ufak sorunlar göze batmaya başlar; zaman geçer, kişiler geçen zamanda kendilerini ayrılığa alıştırır... sonra birleşilir yeniden, ama kaçınılmaz son kapının eşiğinde beklemektedir... küçük bir kıvılcıma bakar her şey, önsözden sonra, roman da biter...