Ana içeriğe atla

anla(m)a(m)a


susarak anlatmaya çalıştıklarım vardı,
konuşmuyorum sandılar.
ben anlatamadım...
onlar anlamadılar...

Yorumlar

Merve Alanyalı dedi ki…
AYNEN!
Neden böyle olduk acaba? Öğrenemedik herkes gibi konuşmayı... :S
"Kızım konuş!" diye patlamıştı bi keresinde ebeveynlerimden bi tanesi, "Kaşından gözünden anlam çıkarmaya çalışmaktan yorulduk!"
iris dedi ki…
aslında biliyoruz, ama bunu tercih ediyoruz bence...
bazı şeyler kelimeye döküldüklerinde ya anlamlarını yitirirler, ya sertleşirler... bazen göremedikleri ya da belki görmek istemedikleri gerçek bu...
absalom dedi ki…
bak bi anlaşma yapalım carmen...
bana susarak bişi anlatmaya çalışma reca ederim.
çünkü anlamam.
baştan sölüyorum.

çok istediğim halde göslerimle bişiler anlatmayı beceremediğimden mütevellit...
anlama konusunda da acizim.

bıcır bıcır konuşarak anlaşalım.
ne güsel.

deal?
iris dedi ki…
:)) vronskyciim, kızdığım zamanlarda susarım... size henüz hiç kızmadım ki :) [ama emin olunuz, görseniz hemen anlarsınız kızgın olup olmadığımı:) ] bir de sanal ortamda susmam işe yaramaz ki...

tüm bu sebeplerden dolayı, anlaştık efem :))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarık Akan'a Veda

bazı insanlar vardır, samimiyetine, doğruluğuna inanmanız için tanımanıza gerek yoktur. sadece bilirsiniz.  tarık akan da o insanlardandı işte. size selam vermesi için sizi tanımasına gerek yoktu, göz göze gelmeniz yeterliydi. "ün"ü hazmedememiş kimileri gibi yapmacık, gurursuz ve büyük burunlu değildi. "halk"tı o... insandı...  kendisiyle tanışma imkanım olmasına rağmen neden bilmem tanışmadım. bakırköy'de olduğu gibi, yıllarca bodrum'da da karşılaştık, bazı günler ailesiyle şahbaz motel'e  gelirdi denize girmeye... çocuk halimle hayrandım, yetişkin oldum hayranlığım hiç a zalmadı. siyasi tavrını, dik duruşunu gördükten sonra hayranlığım daha da anlam kazandı.  hiç unutmam, gökyüzünün delindiği bir kasım günü bakırköy'de karşılaştık onunla. 2-3 metre aralıkla taksi bekliyorduk ve o benden önde duruyordu. o şemsiyesiz, ben şemsiyeli olduğum halde durdurduğu taksiyi bana gönderip kendisi o yağmurda beklemeyi seçti. öyle de nazik bir insandı.  kaz...

ara

ilişkilerle ilgili en gıcık olduğum kavramlardan birisi "ara verme"dir. hiç anlamam... bilgisayar mıyız lan biz, kapayıp açtığımızda eski, normal işleyişimize geri dönelim? mesele özlemekse, bunu dillendirmeden bahaneler uydur, görüşme, özle... mesele sorunlarsa konuş, anlat, dinle, çözmeye çalış... bir süre görüşmediğinde sorunlar ortadan kalkacak mı? ama mesele bu değil elbette. ara vermek ayrılığın önsözünü yazmaktır. kolaylaştırmaktır bir nevi... ilişkiye ara verilir, zaman geçer, bu sürede onsuz da yaşanılabildiği keşfedilir, ufak sorunlar göze batmaya başlar; zaman geçer, kişiler geçen zamanda kendilerini ayrılığa alıştırır... sonra birleşilir yeniden, ama kaçınılmaz son kapının eşiğinde beklemektedir... küçük bir kıvılcıma bakar her şey, önsözden sonra, roman da biter...