Ana içeriğe atla

Sır

,
söz
söz vermiştim, (g)izini (s)akladım
bulamadılar...
sessizce yürüdüm,
yol uzadıkça uzadı,
ağırlaştım;
ayaklarım sanki taştan mezar...
aramaktaydılar...
geçtim;
o korktuğumuz dar
karanlık ve
ne idüğü belirsiz hayaletlerin
(y)aşa(ma)dığı sokaktan.
suretsizdim,
(k)ayıptım yokluk kadar...
(h)islenmiştim,
(p)usluydum;
konuşmak gelmedi içimden
sonsuza dek sustum...

Yorumlar

renkli dedi ki…
ilk okuduğumda ne dandik bir şiir dedim her zamanki gibi. nedense bu huyumu kıramadım, zor beğeniyorum ve bir şiiri ilk okuduğumda aynı duygu uyanıyor. ama çoğu kez ikinci şansı veriyorum şiirlere ve bir daha okuyorum. kimisinde yok haklıymışım diyorum kimisinde yanıldığımı anlıyorum.

bu şiirde yanıldığımı anladım...
vivre sur le fil dedi ki…
samimi yorumunuz için teşekkür ederim efenim...

Bu blogdaki popüler yayınlar

ara

ilişkilerle ilgili en gıcık olduğum kavramlardan birisi "ara verme"dir. hiç anlamam... bilgisayar mıyız lan biz, kapayıp açtığımızda eski, normal işleyişimize geri dönelim? mesele özlemekse, bunu dillendirmeden bahaneler uydur, görüşme, özle... mesele sorunlarsa konuş, anlat, dinle, çözmeye çalış... bir süre görüşmediğinde sorunlar ortadan kalkacak mı? ama mesele bu değil elbette. ara vermek ayrılığın önsözünü yazmaktır. kolaylaştırmaktır bir nevi... ilişkiye ara verilir, zaman geçer, bu sürede onsuz da yaşanılabildiği keşfedilir, ufak sorunlar göze batmaya başlar; zaman geçer, kişiler geçen zamanda kendilerini ayrılığa alıştırır... sonra birleşilir yeniden, ama kaçınılmaz son kapının eşiğinde beklemektedir... küçük bir kıvılcıma bakar her şey, önsözden sonra, roman da biter...

27'den 28'e

zaman ne çabuk geçiyor, galiba büyüdükçe daha da çabuk... 27 bitti... sanki her şeyi dün yaptım; dün doğdum, bugün büyüdüm, okuduğum tüm okullardan dün mezun oldum, sanki dün defalarca aşık oldum, defalarca ayrıldım, sanki her şeyi çok hızlı yaşadım, 27 seneyi 2 güne sığdırdım. bugün 28'im... kocaman oldum artık... ama biliyorum, güzel günler beni beklemekte :)