Ana içeriğe atla

pufffff

gün boyu hep bu; offf pufff... nereden çıktı şimdi hastalık? boğazım şiş, yutkunmak neredeyse imkansız, kendimi koca kafalı hissediyorum; kafam gövdeme ağır geliyor, hep yatmak istiyorum... çorba, süt, çay, ıhlamur... hep sıvı, hep sıvı... çok sıkıldım yatmaktan da... pufff...

Yorumlar

ferhatcguter dedi ki…
geçmiş olsun..Dicleron ve Decord isimli iğnelerden müteşekkil çok iyi bir kokteyl biliyorum...kabadan alıcaksın..tuzsuz ve limonsuz..soora iyi oluyon..
iris dedi ki…
çok teşekkür ederim... ben en iyisi doktora gideyim :D alerjik bir bünyeyim zira...

Bu blogdaki popüler yayınlar

ara

ilişkilerle ilgili en gıcık olduğum kavramlardan birisi "ara verme"dir. hiç anlamam... bilgisayar mıyız lan biz, kapayıp açtığımızda eski, normal işleyişimize geri dönelim? mesele özlemekse, bunu dillendirmeden bahaneler uydur, görüşme, özle... mesele sorunlarsa konuş, anlat, dinle, çözmeye çalış... bir süre görüşmediğinde sorunlar ortadan kalkacak mı? ama mesele bu değil elbette. ara vermek ayrılığın önsözünü yazmaktır. kolaylaştırmaktır bir nevi... ilişkiye ara verilir, zaman geçer, bu sürede onsuz da yaşanılabildiği keşfedilir, ufak sorunlar göze batmaya başlar; zaman geçer, kişiler geçen zamanda kendilerini ayrılığa alıştırır... sonra birleşilir yeniden, ama kaçınılmaz son kapının eşiğinde beklemektedir... küçük bir kıvılcıma bakar her şey, önsözden sonra, roman da biter...

27'den 28'e

zaman ne çabuk geçiyor, galiba büyüdükçe daha da çabuk... 27 bitti... sanki her şeyi dün yaptım; dün doğdum, bugün büyüdüm, okuduğum tüm okullardan dün mezun oldum, sanki dün defalarca aşık oldum, defalarca ayrıldım, sanki her şeyi çok hızlı yaşadım, 27 seneyi 2 güne sığdırdım. bugün 28'im... kocaman oldum artık... ama biliyorum, güzel günler beni beklemekte :)