Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kavuşmak Dileğiyle ❤️

Gregory David Roberts, Shantaram'da şöyle diyor: "İlk başlarda birini gerçekten sevdiğimizde en çok korktuğumuz şey onun bizi sevmekten vazgeçmesidir. Elbette aslında korkmamız gereken ölseler de, gitseler de onları sevmekten vazgeçememektir. Seni hala tüm kalbimle seviyorum Prabaker. Seni hala seviyorum. ve bazen sevgili dostum, sana veremediğim bu sevgi nefesimi kesiyor. Şimdi bile kalbim zaman zaman sensiz hiçbir pırıltısı, kahkahası ve uykusu olmayan bir kederin içinde boğuluyor." Bir süredir ben de aynı şeyleri hissediyorum, nefesim kesiliyor. Seni özlemediğim tek bir an yok ve yokluğun çok büyük bir alan kaplıyor. Uyurken ve uyanıkken, iş yaparken ve dinlenirken, hatta kısacası her an yanımda olmana o kadar alışmışım ki ne beynim, ne bedenim gittiğin gerçeğini kabul etmek istemiyor. Çok zor oldu seni o çöl sıcağında bırakıp üç kişi çıkacağımız yola iki kişi çıkmak. Şimdi senden  12.042 km uzaktayız. Seni doğduğun ve büyüdüğün o bahçeye gömebilmeyi ...

Yeni Başlangıçlar

Ne çabuk geçti zaman ve ne çok insan geçti hayatımdan. Okurken, çalışırken, severken, sevilirken, özlerken, haksızlığa uğrarken, haksızlık ederken, terk ederken, terk edilirken, aldatılırken büyüdüm. Biraz sancılı oldu ama öğrendim. Kim olduğumu, ne istediğimi fark ettim. Pişman olmamı umanlara ve yaşadığım tüm olumsuzluklara rağmen pişman olmadım. Uzun yolları aştım, tatil için bile hayalini kurmadığım bir ülkede üç yıl yaşadım. Oraya kendimi ait hissetmedim belki ama kendimi orada rahat hissettim. Güven duygusuyla tanıştım ve orayı sevdim. Sonra oradan da ayrıldım, çok daha uzun yolları aştım. Hep çok bilinmeyenli denklemler yönlendirdi hayatımı. Sayelerinde belirsizliklere karıştım. Çok değil, ama çok nitelikli kayıplar verdim. Yerleri doldurulacak kayıplar değildi, eksik kaldım. Kaybettiklerimi sevmeye devam ederken eksik kalmaya da alıştım. Şimdi tam anlamıyla dünyanın öbür ucunda ve çok bilinmeyenli bir denklemin tam ortasındayım. Bu yeni başlangıç için heyecanlıyım. ...

Tarık Akan'a Veda

bazı insanlar vardır, samimiyetine, doğruluğuna inanmanız için tanımanıza gerek yoktur. sadece bilirsiniz.  tarık akan da o insanlardandı işte. size selam vermesi için sizi tanımasına gerek yoktu, göz göze gelmeniz yeterliydi. "ün"ü hazmedememiş kimileri gibi yapmacık, gurursuz ve büyük burunlu değildi. "halk"tı o... insandı...  kendisiyle tanışma imkanım olmasına rağmen neden bilmem tanışmadım. bakırköy'de olduğu gibi, yıllarca bodrum'da da karşılaştık, bazı günler ailesiyle şahbaz motel'e  gelirdi denize girmeye... çocuk halimle hayrandım, yetişkin oldum hayranlığım hiç a zalmadı. siyasi tavrını, dik duruşunu gördükten sonra hayranlığım daha da anlam kazandı.  hiç unutmam, gökyüzünün delindiği bir kasım günü bakırköy'de karşılaştık onunla. 2-3 metre aralıkla taksi bekliyorduk ve o benden önde duruyordu. o şemsiyesiz, ben şemsiyeli olduğum halde durdurduğu taksiyi bana gönderip kendisi o yağmurda beklemeyi seçti. öyle de nazik bir insandı.  kaz...

Floransa Büyücüsü - Alıntılar

"Şah, 'eğer bir tanrıtanımaz olsaydın, birbâl,' diye meydan okudu başvezirine, 'ulvi dinlere inanan dini bütün insanlara ne söylerdin?' trivikrampurlu inançlı bir brahman olan raca birbâl tereddüt etmeden yanıt verdi: 'onlara, fikrimce hepsinin benim gibi tanrıtanımaz olduğunu söylerdim, çünkü alt tarafı benim inandığımın bir fazlasına inanıyorlar.' 'nasıl yani?' diye sordu şah. 'dini bütün insanların hepsinin, kendi tanrılarından başka her tanrıya inanmamak için makul gerekçeleri var.' dedi birbâl, 'dolayısıyla hiçbir tanrıya inanmamak için ihtiyaç duyduğum makul gerekçeleri onlardan öğreniyorum." "mesela, bir dine hakikate götürdüğü için değil de sırf ecdadının inancı olduğu için sıkı sıkı bağlanmanın niçin gerekli olduğunu sorgulamak istiyordu. inanç, inanç değil de basit bir aile alışkanlığı mıydı yani? belki de gerçek bir din yoktu, belki de sadece sonsuzca kuşaktan kuşağa devretme vardı. üstelik insan bir hatayı da bir...

Shantaram - Alıntılar

* Bir adamın kalbinde ne kadar kötülük olduğunu ancak gülümsediğinde görebilirsiniz. * Küçük düşürüldüğümüzde hissettiğimiz utancın bir kısmı da insan olmaktan duyduğumuz utançtır.  * Suçluluk, üzerimize sapladığımız bıçağın kabzasıdır, aşk ise bıçağın kendisidir. Ama bıçağı keskin tutan endişedir. Sonunda hepimiz endişeye mağlup oluruz. * Zalimlik aynı zamanda bir çeşit korkaklıktır. Zalimce bir kahkaha yalnız değilken korkakların ağlama şeklidir. Acı çektirerek de yas tutar böyle insanlar. * Yani her şeyi olduğundan ya da gerektiğinden daha zor hale getiriyorsunuz. Hayatın gerçekleri oldukça basittir. İlk başlarda hayvanlardan, havadan, ağaçlardan, gecenin karanlığından, yani birbirimizden başka her şeyden korkuyorduk. Şimdi ise birbirimiz dışında hemen hemen hiçbir şeyden korkmaz hale geldik. Kimse diğerinin neyi, neden yaptığını bilmiyor. Kimse doğruları söylemiyor. Kimse mutlu değil. Kimse güvende değil. Dünyada yanlış olan onca ş...

Shantaram

İçerisinde otobiyografik ögeler de barındıran, birinci ağızdan yazılmış, kurgusu, karakter yaratımları ve mumbai  (bombay)   betimlemelerinde oldukça başarılı bir roman.   Yazar betimlemelerde öyle başarılı ki okurken kendinizi kaptırıp eserin içine giriyorsunuz, gülüyorsunuz, ağlıyorsunuz, şaşırıyorsunuz, ama her şeyden çok merak ediyorsunuz... Son birkaç bölümü ve bitişi, beni iyi bir okuyucu olarak tatmin etmediyse de yine de kitabı sevdim...   Ve sanırım en çok da Prabaker'ı sevdim. Kitabı okurken Prabaker benim de arkadaşım oldu, gülüşü günümü aydınlattı. Karla'ya gıcık oldum. muhteşem güzelliği için değil, güvensizliği ve sadece insanlara karşı değil aşka karşı da içten pazarlıklı yaklaştığı için; Kadirbhai'yi hem sevdim, hem yıkıcılığından nefret ettim... Didier ile içmeyi, Johnny Cigar'ı, Vikram'ı, Lettie'yi tanımayı istedim... Yazara, yani Lin'e ya da diğer adlarından yalnızca biri Shantaram'a (anlamı Marathi dilinde: "Tanrı'nı...