Ana içeriğe atla

her gün yeni bir film; iris sinemalarında


bu gece kendimi masalcı nineler gibi hissediyorum... bir arkadaşımla konuşurken, ona kendimle ilgili bir şeyler anlattım; onun yaşadıklarına paralel olan... çoğunu konusu geçene kadar hatırlamıyordum, sanki hepsi sıralarını beklemiş gibiydiler, anlattıkça anlattım, teker teker döküldüler...

sonra fark ettim ki benim hayatım hiç de monoton değil... her gün yeni bir film; iris sinemalarında... komedisi de var, dramı da, gerilimi de var, korkusu da var, romantiği, belgesel formatlısı da... hem, ücretsiz seyir imkanı da var, tek yapmanız gereken hayatıma karışmak -ki bu zaten maceraya da karışmak demek-... zira iris bir manyak paratoneri, sürekli çekim halinde...

ve bundan sonra "yaşamım monoton" demek yasak iris'e... çünkü, yaşadıklarımıza ayıp etmemek gerek...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarık Akan'a Veda

bazı insanlar vardır, samimiyetine, doğruluğuna inanmanız için tanımanıza gerek yoktur. sadece bilirsiniz.  tarık akan da o insanlardandı işte. size selam vermesi için sizi tanımasına gerek yoktu, göz göze gelmeniz yeterliydi. "ün"ü hazmedememiş kimileri gibi yapmacık, gurursuz ve büyük burunlu değildi. "halk"tı o... insandı...  kendisiyle tanışma imkanım olmasına rağmen neden bilmem tanışmadım. bakırköy'de olduğu gibi, yıllarca bodrum'da da karşılaştık, bazı günler ailesiyle şahbaz motel'e  gelirdi denize girmeye... çocuk halimle hayrandım, yetişkin oldum hayranlığım hiç a zalmadı. siyasi tavrını, dik duruşunu gördükten sonra hayranlığım daha da anlam kazandı.  hiç unutmam, gökyüzünün delindiği bir kasım günü bakırköy'de karşılaştık onunla. 2-3 metre aralıkla taksi bekliyorduk ve o benden önde duruyordu. o şemsiyesiz, ben şemsiyeli olduğum halde durdurduğu taksiyi bana gönderip kendisi o yağmurda beklemeyi seçti. öyle de nazik bir insandı.  kaz...

"Yalnızlıklar"dan

yalnızlık postacıların taşıdığı yüktür çoğu kez, birikir kalem uçlarında, kâğıtlarda, zarflarda. bakışlarda birikir, susuşlarda, bekleyişlerde, kapılarda ve birikim yüktür her zaman, yalnızlık bir yükün ağırlığıdır. yorgunluğumuzu o nesnenin kucağından o nesnenin kucağına gezdirirken, yürür ya da koşarken, coşarken ya da deli dolu yaşarken ansızın ölümü istemektir yalnızlık; kendimizin kendimize sağırlığıdır. (Hasan Ali Toptaş)