Ana içeriğe atla

alternatif masallar; uyanmak istemeyen güzel...



gelip uyandırma beni uykumdan,
bırak; uzun rüyalarda kalayım...
biraz mutsuz olsa da sonu
-ki çoğu aşk zaten bunu aramıyor mu?-
gelsen de;
öyle uzaktan ve sessizce
öpmeden git...
bırak,
ben şimdi
sadece
uykudan yanayım...

Yorumlar

Fısıltı dedi ki…
kesillikle olmaz :) yanagına kocaman bir öpücük muckkkkkkkkk :D ay sahi gibi oldu bee :) bana ne uyan artık :))
iris dedi ki…
:)) sen uyandırabilirsin fısıltım :))
prens efendiler uyandırmasın :))
Fısıltı dedi ki…
way prens efendiler ha:)
efendiler lütfen açılın Fısıltı geliyor :)
iris dedi ki…
açılsınlar eveet :)
hepsi sıraya girmişler :P
Fısıltı dedi ki…
Ne sırası yaw resmen birbirini çigniyorlar bu kalabalıgı yarıp sana ulaşırsam madalyamı isterim ha :)
iris dedi ki…
:)) istediğin madalya olsun ;)
hemen yollarım :D

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarık Akan'a Veda

bazı insanlar vardır, samimiyetine, doğruluğuna inanmanız için tanımanıza gerek yoktur. sadece bilirsiniz.  tarık akan da o insanlardandı işte. size selam vermesi için sizi tanımasına gerek yoktu, göz göze gelmeniz yeterliydi. "ün"ü hazmedememiş kimileri gibi yapmacık, gurursuz ve büyük burunlu değildi. "halk"tı o... insandı...  kendisiyle tanışma imkanım olmasına rağmen neden bilmem tanışmadım. bakırköy'de olduğu gibi, yıllarca bodrum'da da karşılaştık, bazı günler ailesiyle şahbaz motel'e  gelirdi denize girmeye... çocuk halimle hayrandım, yetişkin oldum hayranlığım hiç a zalmadı. siyasi tavrını, dik duruşunu gördükten sonra hayranlığım daha da anlam kazandı.  hiç unutmam, gökyüzünün delindiği bir kasım günü bakırköy'de karşılaştık onunla. 2-3 metre aralıkla taksi bekliyorduk ve o benden önde duruyordu. o şemsiyesiz, ben şemsiyeli olduğum halde durdurduğu taksiyi bana gönderip kendisi o yağmurda beklemeyi seçti. öyle de nazik bir insandı.  kaz...

"Yalnızlıklar"dan

yalnızlık postacıların taşıdığı yüktür çoğu kez, birikir kalem uçlarında, kâğıtlarda, zarflarda. bakışlarda birikir, susuşlarda, bekleyişlerde, kapılarda ve birikim yüktür her zaman, yalnızlık bir yükün ağırlığıdır. yorgunluğumuzu o nesnenin kucağından o nesnenin kucağına gezdirirken, yürür ya da koşarken, coşarken ya da deli dolu yaşarken ansızın ölümü istemektir yalnızlık; kendimizin kendimize sağırlığıdır. (Hasan Ali Toptaş)