Ana içeriğe atla

Yeni Başlangıçlar


Ne çabuk geçti zaman ve ne çok insan geçti hayatımdan.
Okurken, çalışırken, severken, sevilirken, özlerken, haksızlığa uğrarken, haksızlık ederken, terk ederken, terk edilirken, aldatılırken büyüdüm. Biraz sancılı oldu ama öğrendim. Kim olduğumu, ne istediğimi fark ettim. Pişman olmamı umanlara ve yaşadığım tüm olumsuzluklara rağmen pişman olmadım.

Uzun yolları aştım, tatil için bile hayalini kurmadığım bir ülkede üç yıl yaşadım. Oraya kendimi ait hissetmedim belki ama kendimi orada rahat hissettim. Güven duygusuyla tanıştım ve orayı sevdim. Sonra oradan da ayrıldım, çok daha uzun yolları aştım.

Hep çok bilinmeyenli denklemler yönlendirdi hayatımı. Sayelerinde belirsizliklere karıştım.

Çok değil, ama çok nitelikli kayıplar verdim. Yerleri doldurulacak kayıplar değildi, eksik kaldım. Kaybettiklerimi sevmeye devam ederken eksik kalmaya da alıştım.

Şimdi tam anlamıyla dünyanın öbür ucunda ve çok bilinmeyenli bir denklemin tam ortasındayım. Bu yeni başlangıç için heyecanlıyım. Buraya ait olmayı istesem de hayat nereye sürükler, ben nasıl davranırım bilmiyorum. İyi ve güzel olacağını umuyorum.

Seviyorum.
Özlüyorum.
Korkmuyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarık Akan'a Veda

bazı insanlar vardır, samimiyetine, doğruluğuna inanmanız için tanımanıza gerek yoktur. sadece bilirsiniz.  tarık akan da o insanlardandı işte. size selam vermesi için sizi tanımasına gerek yoktu, göz göze gelmeniz yeterliydi. "ün"ü hazmedememiş kimileri gibi yapmacık, gurursuz ve büyük burunlu değildi. "halk"tı o... insandı...  kendisiyle tanışma imkanım olmasına rağmen neden bilmem tanışmadım. bakırköy'de olduğu gibi, yıllarca bodrum'da da karşılaştık, bazı günler ailesiyle şahbaz motel'e  gelirdi denize girmeye... çocuk halimle hayrandım, yetişkin oldum hayranlığım hiç a zalmadı. siyasi tavrını, dik duruşunu gördükten sonra hayranlığım daha da anlam kazandı.  hiç unutmam, gökyüzünün delindiği bir kasım günü bakırköy'de karşılaştık onunla. 2-3 metre aralıkla taksi bekliyorduk ve o benden önde duruyordu. o şemsiyesiz, ben şemsiyeli olduğum halde durdurduğu taksiyi bana gönderip kendisi o yağmurda beklemeyi seçti. öyle de nazik bir insandı.  kaz...

"Yalnızlıklar"dan

yalnızlık postacıların taşıdığı yüktür çoğu kez, birikir kalem uçlarında, kâğıtlarda, zarflarda. bakışlarda birikir, susuşlarda, bekleyişlerde, kapılarda ve birikim yüktür her zaman, yalnızlık bir yükün ağırlığıdır. yorgunluğumuzu o nesnenin kucağından o nesnenin kucağına gezdirirken, yürür ya da koşarken, coşarken ya da deli dolu yaşarken ansızın ölümü istemektir yalnızlık; kendimizin kendimize sağırlığıdır. (Hasan Ali Toptaş)