Ana içeriğe atla

Kayıtlar

...

kadını dalga sesinden dokumuşlardı ay ışıklı ve kumsallı. kırılıyordu. ...sesi ağzından uzak bir yerdeydi  Birhan Keskin

dün: günlerden hüzün

sen gideli dün tam 10 yıl oldu. ben mi? hep oralarda bir yerdeyim işte, asılı kalmış gibi...

ben, kendim

bu, aslında eski bir yazı... hatta bu blogda yayınlanmıştı da (sonra benim über salak bir anımda, yine ben tarafından, diğer tüm yazılar gibi silinmişti buradan) şimdi yine, yıllar sonra yayınlıyorum, devamı da gelecek. hala hiç değişmediğimi görmek iyi mi, kötü mü bilemesem de... iris'le ilgili gereksiz bilgiler ansiklopedisi, cilt 1 * 6 aylıkken emeklemeye, 7 aylıkken yürümeye başlamışım... öyle ki, emeklediğim dönemlerde merdiven çıkıp, popo üstü kendimi sürükleyerek iniyormuşum... anlamsız bir acelem varmış kısacası, zira doğmak için de acele etmişim... ne bok varsa! * 9 aylıkken baya baya konuşuyormuşum (anlamsız bir acele daha), hatta sürekli konuşuyormuşum... daha büyük yaşlarımda babamı arabada kusturmuşluğum bile var! galiba doymuşum konuşmaya, artık daha çok susmayı tercih ediyorum... * ilk aşkımı 4 yaşımdayken yaşadım, karşılıklı olduğunu öğrendiğimde aradan 21 yıl geçmişti... resmen içim ezildi lan! * çoğunlukla "soğuk" olduğumu düşü...

Baltalı İlah

Bir süredir en çok güldüğüm karikatür serisi Mustafa Satıcı'nın çizdiği "Baltalı İlah" namı diğer "Hevesinizi Baltalayan Balta" Ayrıca aramızda kalsın, bazen onda babamı görüyorum :)

mümkün mü?

"yaşam özlemini doyuracak bir olgu mümkün mü. yirmi yıl sonra aynı şarkılar çalıyor. elli üç yıl öncesi çekilmiş bir film gösteriliyor. yirmili yılların, ellili yılların giysileri vitrinleri dolduruyor. açlık, savaş, geri kalmışlık ve inanılmaz felaketlerle ilgili haberleri kitleler, masal dinler gibi dinliyor. işte böylesi bir yaşam önümüzden gelip gidiyor. sen kendi duvarlarının gerisine çekiliyorsun. o, kendi duvarlarının gerisine çekiliyor. bir başka kentte. bir başka ülkede. herkes bir başka kentte. herkes bir başka dili konuşuyor. ya da anlamaya çalışıyor. aynı dili konuşan iki kişi yok. her sözü, insanın kendisi için söylediğine inanıyorsun. her söylenen söz, bir biçimde insanın kendi kendini onaylaması. karşısındakine bir şey anlatmak istese de, gene kendi gerçeğini, bilmişliğini ya da doğru algılayışını kanıtlamak için söylenen sözler. bir bedenin üzerinde dolaşan her el, kendi bedenini okşamak istercesine dolaşıyor öteki beden üzerinde. doyum içinde ayrılacağımı sandığı...

Çocuğum Dahi Sendromu

Biz öğretmenlerin özellikle veli toplantılarında sık karşılaştığımız bir durumdur "çocuğum dahi sendromu". Ama eminim sizler de arkadaş toplantılarında, davetlerde vs. sıklıkla karşılaşıyorsunuzdur... İnsanın kendini bilmesi, tanıması önemli olduğu gibi çocuğunu bilmesi ve tanıması da önemli. Gelelim adı geçen sendroma... Maşallah yani, özellikle ebeveynlere göre -inanılmaz zeki- yavruların hepsi bir Einstein, bir Stephen Hawking, bir Marie Curie... Ayrıca söylememe gerek var mı bilmem, hepsi muazzam yetenekli ve yaratıcı; Shakespeare, Dostoyevski, Dali, Picasso, Mozart, (ve adını buraya sığdıramayacağım bir sürü isim) bu yavruların yanında halt etmiş... Her çocuk özeldir ve kendine özel yetenekleri vardır. Ama çocukların her konuda başarılı ve yetenekli olması mümkün değildir. Geçen gün çok yakın bir arkadaşımla konuşurken, kızıyla ilgili "Ona ders veya herhangi bir konuda baskı yapmayacağım. O bir birey, hiçbir şeyi zorla yapmamalı... Yeteneğini gördüğüm alan...