Ana içeriğe atla

Kayıtlar

akıl, fikir duası!

! allam yarebbim, sen bana akıl fikir ver. ver ki her fırsatı değerlendirip, istanbul'dan kaçmayayım... kaçarsam da tatilin son gününde dönmeyeyim. dönersem de geç döneyim, günümü feribot kuyruklarında heba etmeyeyim! edersem de sen beni bildiğin gibi et! artık çarpar mısın, çurpar mısın bilmem

alıntı

gözlerimdeki ay ışığı gözlerinin körlüğü içindi. (Birhan Keskin) ahh ahhh, daha güzel nasıl anlatılabilirdi ki!

yalnızlıklar

şu an gitmek istiyorum... artık nereye olursa, bir valiz hazırlığı, bir tatlı çarpıntı, biraz kaçış, umursamayış... biraz sıcak, huzur ve rüzgar... mümkünse saçlarım uçuşurken gamını da silkeleyeyim ruhumun... evet, evet gitmeliyim... hani olur ya, yalnızlık bazen aniden gelir ve çöreklenir göğsünün üzerine... sanki herkes silinmiştir yaşam defterinden, sen silinmek üzeresindir. yavaş yavaş sıkıntısını, zehirini bırakır içine; sonra büyür de büyür... ama kim bilir; belki de sığındığımız güvenli kalemizdir bizim... yaşama karşı sağırlaştığımız, dilsizleştiğimiz, körleştiğimiz... kalemiz... aslında; "yalnızlık bir tarihtir" yolculuğumuzda, bizim belirlemediğimiz... ne derdi oğuz atay, tutunamayanlarında: önce kelime vardı' diye başlıyor yohanna' ya göre incil. kelimeden önce de yalnızlık vardı. ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık... kelimenin bittiği yerde başladı; kelime söylenmeden önce başladı. kelimeler, yalnızlığı unutturdu ve yalnızlık, kelimeler...

Hoş Geldim...

Gittiğim gibi dönebilmeyi isterdim; Bıraktığım gibi bulabilmeyi... Ama biliyordum, mümkün değildi... Değiştim, Değiştirdim, Değiştirildim... Şimdi tam anlamıyla yabancısı olduğum bir yerde, tam anlamıyla yabancısı olduğum bir yaşamdayım... Yaş(lanm)aya çalışıyorum, "hayat" adı verilmiş bu ince ip üzerinde; Elimden geldiğince... Ateş bazen işkence eder bazense ısıtır. Bu içinde mi yoksa önünde mi olduğuna göre değişir. Hayat gibi. (Louis Ferdinand Celine) Ateşin ısıttığı tarafında olmanız -ve hatta olmamız- dileğiyle...

"merhaba"ya dönüşecek bir "veda"

çok sevdiğim ve kendime anlamsız derecede çok yakıştırdığım ismimden vazgeçiyorum. hani bazen söylenecek çok şey vardır, ama susması gerekir insanın. bu da o anlardan biri. bir veda... bir başlangıç... yine, yeniden, karşılaşmak ümidiyle... dostluğunuz, yorumlarınız için hepinize binlerce kez teşekkür ederim... hoşça kalın... iris

gitti maaşım birkaç güzel topuk uğruna...

bu ara yine esti bana... normal şartlar altında hastayken dışarı çıkmaktan hoşlanmam. hele alışverişe gitmekten hiç! çünkü hiçbir şey beğenemem, yanımdaki her kimse onu kanser ederim. geçtiğimiz gün kuzen beni ayarttı. "hadi gel gidip ayakkabı bakalım." dedi. gitsem mi, gitmesem mi derken kendimi ayakkabıcımızda buldum... o muydu, bu muydu derken de bi baktım ki kasadayım... 4 adet ayakkabı, 2 adet de çanta almışım. bir maaşı ayakkabıya bağladım anlayacağınız... içime oturdu resmen! bu ay aç kalırsam, onları kemiririm artık :) eve geldiğimde "iyi ki hastaymışım" diye düşünmedim desem yalan olur :) kim bilir kaç maaşı bağlardım o zaman :)